Midilli Belediyesinin kuzeyinde

Moria

Şehirden çıkarken solunuzda 1880’dan yılından kalma, mağrur ancak harabe şeklinde duran, enfes bir konağı (‘Georgiadi Konaği’ olarak da bilinir) ve hemen sonra çeşitli dönemlerde tekstil fabrikası, iplik fabrikası, zeytinyağı imalathanesi ve un değirmenleri olarak faaliyet göstermiş olan, “Kalamari” adındaki görkemli bir sanayi binasını göreceksiniz. Kuzey istikametinde ilerleyin. Sağınızda, yüzyılın başlarında gelişme dönemini yaşamış olmuş, yarı yıkık Kourtzi Şifalı Sularını göreceksiniz.

Biraz yukarıda, tepede, klasik yıllarda şehrin eski mezarlığının olduğu yerde Tampakaria bulunmaktadır. Bu bölgede, bir zamanlar sabun imalathaneleri, bir zamanlar da tuzlanmış balık şirketlerinin faaliyet gösterdiği birçok etkileyici taş bina mevcuttur. Burada, Dimitris Demertzis’in antika dükkanı çok hoş bir sürprizdir. Devamla, rengini muhafaza eden ve sıçak bir misafirperverlik sunan yemyeşil manzaralar ve deniz kenarında müthiş köyler size eşlik eder. Bazılarında uzo, meze, taze balık ve kahve için durmaya değer.

Adanın kuzeydoğusuna, Molivo’ya doğru devam edin. Şehrin kuzeyinde Morias Belediyesine ait dört köy mevcuttur. Moria, Roma Sarnıçıyla ünlüdür. Roma Sarnıçı, Agiasos pinarlarından Midilli’ye su taşıyan, 2nci yüzyılda inşa edilmiş taştan bir yapıdır. Ayrıca, Moria’da, 1769’da inşa edilmiş olan Agios Vasileios kilisesi vardır. Kentsel mimarı tarzında yapılmış, büyük, muhteşem evler, sanayi binaları, özellikle zeytinyağı imalathaneleri, yüksek çitli ve mis kokulu avluları olan kuleler, otantik sokaklar, kahvehaneler ve geleneksel mağazalar canlı bir köye işaret eder.

 

Moria Roma Sarnıçı

Lampou Mili adlı köyün yakınında, M.S. 3üncü yıldan beri varolan çok önemli bir teknik yapıt olan Sarnıçın korunmaktadır. Sarnıç Agiasos’tan başlayıp Midilli’ye ulaşırdı. Sarnıçı oluştursan kemerler, iri kayalar, sütunlar, bölmeler ve kavisler Lesvos’un gri renkli mermerinden yapılmış olup, klasik bir kilise veya sarayın girişini anımsatan bir bütün oluşturmaktaydı. Tsigou bölgesindeki Olimpos’un eteklerinden başlar ve bazen yer altında çömlekten yapılmış bir kanaldan, bazen kayalara kazınmış bir evlekten, bazen ise kemerlerden geçerek 26 km’lik bir mesafe katedip Midilli’ye suyu götürürdü. Ustalar tarafindan verilen eğim, bütün uzun yolu boyunca, suyun bol ve engelsiz akmasını sağlamaktaydı. Midilli’nin deposundan şehrin kamu çeşmelerine, hamamlarına ve konaklarına dağıtılırdı.

Ziyaretçi, Moria köyü yakınında, bu Sarnıçın muhafaza edilmiş bir bölümünü (muhafaza edilmiş kemerler serisi - 17 kemer- 170 metre uzunluğunda) görebilir. Burada, tavernalar yerlilerin ilk tercihini oluşturur. Ahtapotlar tellerin üstünde serilerek güneşe bırakılmıştır, küçük limana yanaşmış sandallar sallanır, çepe çevre muhteşem, taş yapımı sanayi binaları, çok iyi bakılmış avlularda hanımeli ve yaseminler vardır. İskelenin tam üstünde birçok tavernası ve kafesi ile, adanın en otantik limanlarından biridir.

Burada, ciddi balık ziyafetleri için modaya uyan iki taverna, “Kostaras” ve “Efkaliptos”, mevcuttur.

 

Panagiouda- Pamfila

Sabun ve zeytinyağı imalathaneleri arasında, mermer tapınak mekanı ile, İoannis Halepas (1878) tarafından yontulmuş Agia Varvara kilisesini konuk ederler. Merkezi yol üzerindeki neoklasik İlkokul binası da harikadır. Burada, köyün kulelerinin mükemmel şahnisinilerine, eski sabun ve zeytinyağı imalathanelerine hayran kalacaksınız. Bir zamanlar burada önemli ticaret yapıldığını gösteren aristokratik bir köydür. Pamfilon İskelesine doğru giderken, tavernalı küçük liman adanın en otantik bölgelerinden biridir.